16 Mart 2014 Pazar

fdsfsdfdsfdsfd

daha da boktan olanı onu kendine aşık etmeye çalışmaktır. hayatımın dört senesini böyle heba ettim. sonra üniersiteye gideceğim yıl konuşmaya başladık. benim için milat, onun için gayet normal bi durum. ben ne derse yapmaya çalışıyorum, o "ama şöyle olmalı. ama ben yapamam. ama sen yapmalısın." diye sıralıyor. "tabi" diyorum, "olur." her dediğini yapmaya çalışıyorum. hayatımda ilk defa aşık olmuşum ve o her ne kadar dört kez (arkadaşlar aracılığı ile gönderdiğim) sevgili olma teklifimi reddetmiş olsa da onunla konuşabiliyorum ya, onun da beni sevebilme ihtimali doğdu ya ölüyorum mutluluktan. üstüne düşüyorum, kendimi onun istediği yönde değiştirmeye çalışıyorum. ara sıra tartışmalar oluyor. önemli değil. ardından ilişkimiz başlıyor ve bundan da sonra benim okuduğum üniversiteye geliyor. (allahım rüyadayım sanki.) yine her alanda dediklerine uymaya çalışıyorum. değişiyorum onun istediği yönde. çay kaşığını bardağa çarptırmadan karıştırıyorum artık çayı. otururken dik oturuyorum. yolda izde dik yürüyorum. memleketimin ağzıyla konuşmuyor, istanbul türkçesi kullanıyorum lise arkadaşlarımlayken bile. "aktürk kundura"dan terfi ediyor ve "nike"la, "converse"le tanışıyorum. bi gömlek alacaksam "koton"a falan uğruyorum. saçlarımı çok uzamadan kestiriyor, sakallarımı "kirli" bırakıyorum. bi sigarayı bırakamıyorum. ara sıra çabalıyorum ama bırakamıyorum. zaman zaman kavgalar, tartışmalar oluyor önemli değil. üniversite 3. sınıftayım. ara tatilde bi ayrılık süreci yaşıyoruz ve bi ayda yedi kilo veriyorum. önemli değil. barışmak için sürekli baskı yapıyorum. bi şey yediğim yok o sıralar. sadece çay ve sigara içiyorum. günde iki paket parliament. dışarı tek çıkma sebebim o günlerde sigara. öyle bir kafaya takıyorum ki bu ayrılık sürecini, öyle duygusal zamanlar yaşıyorum ki eyvah eyvah 2'yi izlerken ağlıyorum filmin sonunda evleniyorlar diye. sonra canıma tak ediyor ve resti çekiyorum: "böyle sürüncemede kalmasın. ayrılacaksak ayrılalım." ve bu lafım üzerine o da yumuşuyor ben de daha fazla dik duramıyorum ve devam ediyoruz. 1,5 sene daha ayrılığın "a"sı anılmıyor ilişkide. sonra bir gün ben burada kpssye hazırlanıyorum, o üniversitede hala. "olmuyor, bitsin." diyor. o ses tonundan anlıyorsunuz işin garibi. o ses tonu gerçekten belli ediyor olmayacağını ve her şey bitiyor. 4 sene ilişki öncesi, 4 sene de ilişki olmak üzere 8 senelik bir süreç sona eriyor. sonra ağlama, sızlama, dostların avuntu seansları falan...

şimdi babamla her sabah kahvaltıda senfoni orkestrası gibiyiz amına koyim. yarım saat "şangır şangır" çay karıştırıyoruz. geçen aktürk kunduradan bot aldım. arada aklıma geliyor ama içimden gelmiyor dik yürümek. saçım, sakalım karşıyor çoğu zaman birbirine. memleketimin ağzıyla konuşuyor ve ağız dolusu küfür ediyorum (özellikle beşiktaş maçlarında). geçen lc waikikiden gömlek aldım. her şey eskiye döndü. "daha mı iyi daha mı kötü şimdi hayatın?" derseniz, kesin bi yanıt veremem. bazen daha iyi bazen daha kötü ama çok kasmışım kendimi ben. çok vermişim kendimden. o "gel" demiş sürekli de bi adım atmamış bana. ben de hiç itiraz etmeden piyasaya yeni çıkan mirkelam gibi koşmuşum. pişmanım şimdi. sevdiğime değil. başından beri göremediklerime. önemli değil dediğim kavgaların sonu belli ettiğini anlayamamama. beni sevecek kişinin ben olduğum için sevmesi gerektiği fikrini bi kenara koyup değişmeye çalışmama pişmanım. bir ilişkiye 1-0 geride başlarsanız o ilişkiyi 1-1'e getirmesi çok zor oluyor. varsa böyle bi yolun başında olan kişiliğinden en ufak bir ödün vermeden dönsün şimdi geri. benim tek tavsiyem budur. çünkü her insan aynı değere sahiptir ve her insan sevilmeye layıktır. sizi de seven biri elbet çıkacaktır. çıkmazsa gelin ben sevicem ama yeter ki kişiliğinizi, onurunuzu, gururunuzu sizi sevmeyen ve ne istediğini bilmeyen birine kaptırmayın. şu dünyada en zor şeylerden birisi de ne istediğini bilmeyen insana yardım etmeye çalışmaktır. hem kendini hem sizi süründürür. 

son söz: zordur sizi sevmeyen birine aşık olmak ama bu yolun en dönülebilir yeri de başıdır. sonradan çok boka sarıyo demedi demeyin. şimdi unutmak, sonra unutmaktan daha kolaydır her zaman. (biraz karışık oldu ama affınıza sığınıyorum.)

0 yorum:

Yorum Gönder