Android Programlama, Android cihazlara Rom ve Root Atma ve daha fazlası için...

Görüntü İşleme (İmage Processing) Uygulamarına burada bulabilirsiniz...

Elektronik projelerimize bu bölümden ulaşabilirsiniz...

Yazılım konusunda yazılmış tüm yazılara buradan ulaşabilirsiniz...

Dünyadaki gelişmelerden haberdar olun...

16 Mart 2014 Pazar

ı ile etkisiz hale getirecek. Türk donanması bünyesinde 4 gemiden oluşan filo, Türkiye'nin uzak denizlere yani iki okyanusa birden açılma ve Afrika açılımı politikası çerçevesinde önem taşıyan seferine bugün Gölcük'ten hareket edecek. Türk deniz gücü filosunun Afrika turu sırasında yapacağı liman ziyaretleri çerçevesinde en az 4 ülke limanına olanına Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun katılmasının planlanması; Güney Afrika ziyaretine ise Deniz KuvvetleriKomutanı ile Genelkurmay İstihbarat Başkanı'nın katılacak olması, bu deniz seferinin Türkiye açısından önemi konusunda önemli bir fikir veriyor.
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin son yıllarda askerlerle ilgili davalardan en çok etkilenen birimlerinden biri Deniz Kuvvetleri Komutanlığı oldu. Gölcük'teki Donanma Komutanlığı'ndaki gözlemlerimiz,TSK'nın en önemli unsurlarından biri olan Deniz Kuvvetleri'nin davaların neden olduğu moral bozukluklarını aldıkları eğitim, görev tutkusu ve vatan hizmeti kavramları çerçevesinde aştığı izlenimine neden oldu.

Bahriye'ye Afrika görevi
Siyasi iktidar; Afrika açılımı politikası çerçevesinde Türk donanmasına önemli bir görev verdi. Donanma bünyesinde; Muhteşem Yüzyıl dönemindeki efsanevi Türk denizcisi Barbaros Hayrettin Paşa'dan ismini alan bir deniz filosu oluşturuldu. Bu filonun komutanlığına
yani Barbaros Türk Deniz Görev Grubu-2014 Komutanı olarak Tuğamiral Ali Murat Dede getirildi. Filo, 3 savaş gemisi ile bir lojistik gemisinden oluşuyor. Filonun sancak yani amiral gemisi Gediz firkateyni olacak. Gediz'in komutanı ise Kurmay Yarbay Altan Altınkaya. Diğer iki savaş gemisi ise Oruçreis firkateyni ile Heybeliada korveti. Bu üç savaş gemisine TCG Yarbay Kudret Güngör gemisi lojistik destek sağlayacak. Bu lojistik desteğe seyir halinde yakıt ikmali de dahil. Bu gemilerin özellikleri de dikkat çekici.
Hayalet Türk savaş gemisi okyanus görevinde
Heybeliada, Mil-Gem projesi çerçevesinde üretimi yapılmış bir milli gemi. Yani ilk kez bir milli gemi, Atlantik ve Hint gibi iki okyanusta kritik bir görev icra edecek. Milli üretim Heybeliada savaş gemisiyle ilgili donanmadaki slogan, "Savaşın hayaleti, barışın elçisi, milli gemi" şeklinde.

ABD'li uzmanlar şaşırdı
Oruçreis, yabancı teknoloji çerçevesinde Türk tersanelerinde inşa edildi. Amiral gemi olan Gediz ise 33 yıl önce ABD'de üretildi. Ancak bu gemide çok kapsamlı bir modernizasyon yapıldı. Savaş harekat merkezi ve silah sistemleri, modernize edilerek Türk mühendisleri tarafından yeniden dizayn edildi. Komutanların aktardığına göre, bu ABD yapımı gemiyi inceleyen ABD'li askeri uzmanlar bile, "Biz gemimizi tanıyamadık siz çok büyük modernizasyon yapmışsınız" değerlendirmesinde bulundu.
102 günlük sefer bugün başlıyor

Bu 4 gemiden oluşan filo; 17 Mart pazartesi günü Gölcük'ten Afrika seferine çıkacak. Bu seferin 102 gün sürmesi planlandı. Afrika'da 27 ülkenin limanı ziyaret edilecek. İktidarın Afrika açılımı politikasına deniz gücü ile anlamlı destek verilecek. Bu 102 günlük sefer çerçevesinde, önemli bir sınav da verilecek. Türk savaş gemileri, teknik nedenlerle daha önce Ege ve Akdeniz'de yapamadığı bazı atış testlerini Güney Afrika açıklarındaki deniz atış sahasında icra edecek.

Jet hızıyla saldırıya yanıt verilecek
Barbaros filosu, 5-9 Mayıs tarihleri arasında Güney Afrika'daki deniz atış alanında güdümlü mermi ve top atışı yapacak. Bu atışlardan bazıları ilk kez yapılacak ve donanmanın refleks gücü test edilecek. Senaryo gereği, Gediz firkateynine havadan insansız hava araçları (İHA) ile saldırı yapılacak. Saatte 900 kilometre hızla gelen ve gemiyi hedef alan insansız hava aracına karşı firkateynden güdümlü mermi ile karşılık verilecek. Eş zamanlı olarak firkateyn, koruduğu bir başka gemiyi havadan yatay olarak hedef alan dronu da güdümlü mermi ile imha edecek. Yani Gediz firkateyni iki saldırıya eşzamanlı olarak yanıt verecek. Aynı şekide top atışları ve diğer yakın savunma silahları da sınanacak. Gemi komutanları, bazı atışların ilk defa deneneceğini ve başarılı olacaklarını dile getirdi.

bir zamanlar şiddetle yaşadığım olay. 
çözümleri sıralayacak olursak 
pasiflora ve bilimum saçma sapan ilaçları almayı kesin.
öncelerde inkar etsenizde vücudunuzun biyolojik saatini bulmaya çalışın. örneklemek gerekirse : sabaha karşı 4 te uyudunuz ve her saat başı alarm kurun sizi en çok rahatsız eden alarmdan her gün 15er dakika geriye alarak vücudunuzun uyanma saatini öğrenin. kaç saat uyuduğunuz önemli çünkü sabah uyanmanız gerekiyorsa bir önceki gün erken uyumanız gerekiyor. 

peki ya uyuma saati ? 
eve gelin ve varsa bir kitap alın elinize uzanın yatağınıza ve üzerinize kalın birseyler giyip yorgan vs örtmeden sadece elbiselerinizle uzanın. kitabın veya kucağınıdaki bilgisayarda izlediğiniz şeyin nefes alışınızı yavaşlattığını ve önce bir.üşüme hali ardından bir uyku halının geldiğini hissetmeniz işten bile değil.
(püf noktası bakılan ekranın orta parlaklıkta olması veya en yüksekten 10ar dakikayla azaltılması)

diğer bir husus bazı uzmanlar diyor ki efendim yatağa uykunuz yoksa girmeyin. 
yahu zaten bir çoğumuz artık uzanarak iş yapmaya alıştık geç onu. 
yatakta oturacaksanız vücudunuzu başka birseyin (yorgan,battaniye) ısıtmasına musade etmeyin. hem çaktırmadan bir kaç kalori de yakarsınız ısınırım diye. 

en önemli ve en baba etkeni açıklıyorum:sigara.!
uyuduğunuz odada sigara içmemeye korkunç özen gösterin hele akşam vakti 6dan sonra içmeyin içecekseniz eğer pencerede için bu çok önemli.
benim gibi günde ortalama 1 paket tüketiyorsanız akşamı iki sigarayla geçiştirmek herşeyi düzene sokuyor. 

benim aşağı yukarı uyku sorununa getirdiğim çözümler bunlar sevgili sözlük ahalisi.
dipnot:papatya çayıyla rezene çayını birleştirip içmek hiç bir boka yaramıyor. kuzu gibi gözünüz kapalı yatakta mayışıyorsunuz 30 dakikalığına.

ılk ilişkimin olduğu 3.5 sene önceki sevgilimdi.kızın hiç sevgilisi olmamisti.olmamis.oyle dedi yalan diyeceginide dusunmem.durusttu.ilk sevgilisi olduğum için kızın,kendimi biraz özel hissetmistim.o da benim ilk sevgilim olduğu için o da benim için çok özeldi ve öylede kalacak.el ele tutuştuğumuzda elleri titriyordu.gozlerime bakamiyordu.ona ilişkiyi ben öğretmiştim o da bana.bence özel kızlardır.gunumuz şartlarında kıymetleri bilinmeli bence.

tiyatro, sahne şovu ya da bir tv programında bile bir kadının erkeklerle ilişki kurmasına tahammülü olmadığını ispatlayan zat.

kafa bu,
hiçbir zaman da değişmeyecek.

annesinin bulduğu kadın ile evlenebilme kapasitesinin büklümlemesine atılan kurdeledir, bu arkadaş.

sonra vay efendim neden karım fantezilerinde, düşlerinde bereket tanrısını görüyor, oluyor... görür efendim, o kafaya bu tarak, az bile...

şu ayardan sonra gelme kardeşim ya cidden tadı çıkmıyor,
janken muhabbetinde yediğin son ayar gibi sus,
susmak, kenara pısmak sana çok yakışıyor, bilesin.

not: son kısmı sosyal medya uzmanı, ile beraber aranızda paylaşın zaten o kadar bereket sana da ona da tek başına çok, ikinize ancak yeter.

yapmamam gereken bişey yaptım yine. facebook dan eski mesajları okudum. sana mesaj yazabildiğim zamanları hatırladım da ne güzel zamanlarmış. nereden nereye. o zamanlar aklıma geldiğin her an sana bir şeyler yazardım. çok büyük bir cesaretmiş gibi şaşırıyorum şimdilerde buna. çünkü artık tabu gibi bişey oldu sana laf atabilmek. bundan sonra da yapabileceğime ihtimal vermiyorum. hem ne diyebilirim ki hiç bahanem yok. rahatsızlık vermekten korkuyorum aslında. gerçi daha önce de sorduğum da 'rahatsız etmek demeyelim de. garip geliyor yani.' demiştin. sürekli seninle neden ilgilendiğime anlam verememiştin. hep neden ben diye sormuştun. hala bilmiyorum neden sen ama karşı koyamadığım bir şekilde senden vazgeçemiyorum. seni çıkaramıyorum bir türlü aklımdan. ve seni yıllardır çok uzun zamandır tanıyormuşum gibi kendime yakın hissediyorum. bunu sana hiç bir şekilde anlatamamıştım. sana garip gelmişti her şey bu yüzden hep. şimdi olsa yine anlatamam herhalde. çok özlüyorum seninle mesajlaşabildiğim zamanları. mümkün olsa da zamanı o nokta da sabitleyebilsem. zaman hiç akmasa benim için hep o mutlu anları yaşasam.

fdsfsdfdsfdsfd

daha da boktan olanı onu kendine aşık etmeye çalışmaktır. hayatımın dört senesini böyle heba ettim. sonra üniersiteye gideceğim yıl konuşmaya başladık. benim için milat, onun için gayet normal bi durum. ben ne derse yapmaya çalışıyorum, o "ama şöyle olmalı. ama ben yapamam. ama sen yapmalısın." diye sıralıyor. "tabi" diyorum, "olur." her dediğini yapmaya çalışıyorum. hayatımda ilk defa aşık olmuşum ve o her ne kadar dört kez (arkadaşlar aracılığı ile gönderdiğim) sevgili olma teklifimi reddetmiş olsa da onunla konuşabiliyorum ya, onun da beni sevebilme ihtimali doğdu ya ölüyorum mutluluktan. üstüne düşüyorum, kendimi onun istediği yönde değiştirmeye çalışıyorum. ara sıra tartışmalar oluyor. önemli değil. ardından ilişkimiz başlıyor ve bundan da sonra benim okuduğum üniversiteye geliyor. (allahım rüyadayım sanki.) yine her alanda dediklerine uymaya çalışıyorum. değişiyorum onun istediği yönde. çay kaşığını bardağa çarptırmadan karıştırıyorum artık çayı. otururken dik oturuyorum. yolda izde dik yürüyorum. memleketimin ağzıyla konuşmuyor, istanbul türkçesi kullanıyorum lise arkadaşlarımlayken bile. "aktürk kundura"dan terfi ediyor ve "nike"la, "converse"le tanışıyorum. bi gömlek alacaksam "koton"a falan uğruyorum. saçlarımı çok uzamadan kestiriyor, sakallarımı "kirli" bırakıyorum. bi sigarayı bırakamıyorum. ara sıra çabalıyorum ama bırakamıyorum. zaman zaman kavgalar, tartışmalar oluyor önemli değil. üniversite 3. sınıftayım. ara tatilde bi ayrılık süreci yaşıyoruz ve bi ayda yedi kilo veriyorum. önemli değil. barışmak için sürekli baskı yapıyorum. bi şey yediğim yok o sıralar. sadece çay ve sigara içiyorum. günde iki paket parliament. dışarı tek çıkma sebebim o günlerde sigara. öyle bir kafaya takıyorum ki bu ayrılık sürecini, öyle duygusal zamanlar yaşıyorum ki eyvah eyvah 2'yi izlerken ağlıyorum filmin sonunda evleniyorlar diye. sonra canıma tak ediyor ve resti çekiyorum: "böyle sürüncemede kalmasın. ayrılacaksak ayrılalım." ve bu lafım üzerine o da yumuşuyor ben de daha fazla dik duramıyorum ve devam ediyoruz. 1,5 sene daha ayrılığın "a"sı anılmıyor ilişkide. sonra bir gün ben burada kpssye hazırlanıyorum, o üniversitede hala. "olmuyor, bitsin." diyor. o ses tonundan anlıyorsunuz işin garibi. o ses tonu gerçekten belli ediyor olmayacağını ve her şey bitiyor. 4 sene ilişki öncesi, 4 sene de ilişki olmak üzere 8 senelik bir süreç sona eriyor. sonra ağlama, sızlama, dostların avuntu seansları falan...

şimdi babamla her sabah kahvaltıda senfoni orkestrası gibiyiz amına koyim. yarım saat "şangır şangır" çay karıştırıyoruz. geçen aktürk kunduradan bot aldım. arada aklıma geliyor ama içimden gelmiyor dik yürümek. saçım, sakalım karşıyor çoğu zaman birbirine. memleketimin ağzıyla konuşuyor ve ağız dolusu küfür ediyorum (özellikle beşiktaş maçlarında). geçen lc waikikiden gömlek aldım. her şey eskiye döndü. "daha mı iyi daha mı kötü şimdi hayatın?" derseniz, kesin bi yanıt veremem. bazen daha iyi bazen daha kötü ama çok kasmışım kendimi ben. çok vermişim kendimden. o "gel" demiş sürekli de bi adım atmamış bana. ben de hiç itiraz etmeden piyasaya yeni çıkan mirkelam gibi koşmuşum. pişmanım şimdi. sevdiğime değil. başından beri göremediklerime. önemli değil dediğim kavgaların sonu belli ettiğini anlayamamama. beni sevecek kişinin ben olduğum için sevmesi gerektiği fikrini bi kenara koyup değişmeye çalışmama pişmanım. bir ilişkiye 1-0 geride başlarsanız o ilişkiyi 1-1'e getirmesi çok zor oluyor. varsa böyle bi yolun başında olan kişiliğinden en ufak bir ödün vermeden dönsün şimdi geri. benim tek tavsiyem budur. çünkü her insan aynı değere sahiptir ve her insan sevilmeye layıktır. sizi de seven biri elbet çıkacaktır. çıkmazsa gelin ben sevicem ama yeter ki kişiliğinizi, onurunuzu, gururunuzu sizi sevmeyen ve ne istediğini bilmeyen birine kaptırmayın. şu dünyada en zor şeylerden birisi de ne istediğini bilmeyen insana yardım etmeye çalışmaktır. hem kendini hem sizi süründürür. 

son söz: zordur sizi sevmeyen birine aşık olmak ama bu yolun en dönülebilir yeri de başıdır. sonradan çok boka sarıyo demedi demeyin. şimdi unutmak, sonra unutmaktan daha kolaydır her zaman. (biraz karışık oldu ama affınıza sığınıyorum.)